LEED Sertifika Sistemi

1998 yılından itibaren uygulanmaya başlanan LEED sertifika sistemi, Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (USGBC) tarafından geliştirilmiş çevre dostu bina sertifikasyon sistemidir.

Bayer İstanbul Merkez Ofis ve LEED Sistemi

Güncel standartlar ve uygulamalara göre geliştirilen LEED v4 versiyonundaki kriterlere uygun olarak tasarlanan ve uygulanan Bayer Merkez Ofis, LEED v4 GOLD Sertifikası adaylık sürecine girmiştir. Bu kapsamda çevre ve insan dostu birçok özellik proje tasarımına ve inşaatına entegre edilmiştir.

Bayer Merkez Ofis projesinin tasarımında ve inşaatında LEED kriterlerine uyum sağlanarak, yapılaşmanın çevreye verdiği olumsuz etkiler önlenebilmekte iken, kullanılan stratejiler ve sistemler sayesinde binanın operasyonu sırasında oluşacak işletim giderleri azaltılabilecektir. Ayrıca bina kullanıcılarının konforu arttırılırken, enerji ve su tasarrufu sağlanarak giderler düşürülebilecektir.

LEED Sistemi kapsamında Bayer Merkez Ofis projesinde uygulanan sürdürülebilir stratejiler ve çözümlerden bazıları aşağıda detaylandırılmaktadır.

Bayer Merkez Ofis, alt yapısı yerleşmiş olan ve yoğun kullanımlı bir kent alanında konumlanmaktadır. Böylece doğaya minimum etki edilmekte, yeni kaynak tüketimine neden olmadan bulunduğu ortama adapte olabildiği gibi, kullanıcıların yaşam gereksinimlerini yürüme mesafesinde karşılayabilmelerine olanak tanımaktadır.

Hızlı şarj özelliğine sahip Elektrikli Araç Şarj İstasyonları ile çevre dostu bireysel araç kullanımını desteklenebilecektir.

Ofis çalışanlarının konforunun sağlanmasına ve çalışma performansının artmasına yardımcı olabilecek, peyzaj ile etkileşimin kurulabileceği, sosyal ve fiziksel aktivitelere teşvik sağlanabileceği açık alanlar bulunmaktadır.

Bayer Merkez Ofis su kaynaklarının korunması konusunda sorumluluk üstlenmiştir. Verimli su armatürlerinin ve rezervuarların kullanılması ile su tüketiminde uluslararası EPA (Environmental Protection Agency) standartlarına göre %45’in üzerinde su tasarrufu sağlanması hedeflenmektedir. Binada çeşitli amaçlar ile kullanılacak olan tüm su tüketen ekipmanlarda Energy Star denkliği sağlanmıştır. Böylece hem su ve hem de enerji tasarrufu sağlanabilecektir.

Proje kapsamında kullanılan tüm servis sistemlerinde enerji verimliliğine önem verilmiştir. Aydınlatma armatürleri, ısıtma, soğutma, havalandırma ve aydınlatma - mekanik otomasyon tasarım ve seçimlerinde Amerikan enerji verimliliği standardı (ASHRAE 90.1.2010) gereklilikleri ön planda tutulmuştur. Uluslararası standartlara uygun olarak tasarlanmış bina sistemlerinin enerji sarfiyatları, seçimi yapılan cihazların verimlilikleri üzerinden değerlendirilerek olası verimsizlikler henüz tasarım aşamasında belirlenerek düzeltilmiş ve enerji verimliliğinde optimum çözümler sağlanmıştır. Bu sayede bina kullanıcılarının konforundan ödün vermeden giderler en aza indirilebilecektir.

Binadaki enerji harcayan tüm sistemler, LEED tarafından belirtilen uluslararası devreye alma ve test (Commissioning) prosedürlerine uygun olarak denetlenmiştir. Gerek montaj gerek kullanım esnasında hedeflenen performans kriterlerine uygun olarak çalıştıkları denetlenen sistemler ile hem arzu edilen performans ve konfor seviyesi sağlanabilecek, hem de gereksiz enerji harcaması ve dolayısıyla operasyonel maliyet en aza indirilebilecektir.

Binanın inşaatı sırasında çıkan atıkların büyük bir kısmı geri dönüşüme ve/veya geri kullanıma gönderilerek atık sahasına giden miktar önemli ölçüde azaltılmıştır. Ayrıca, projede kat bazında geri dönüşüm atık noktaları oluşturulmuştur. Böylece, işletme sırasında geri dönüştürülebilir atıklar ayrı toplanarak geri dönüşüm süreci için gönderilebilecektir.

Renovasyon sürecinde binanın mevcut kabuğu kullanılarak kaynak tüketimi azaltılmıştır. Buna ek olarak, binada kullanılan inşaat malzemelerinde sürdürülebilir ve çevre dostu özellikte olanlar öncelikli olarak tercih edilmiştir.

Bina kullanıcılarının konforu ve sağlığı LEED sisteminin değerlendirdiği ana öğelerdendir. İnşaat aşamasında ve operasyon aşamasına yönelik alınan önlemler ile kullanıcı konforunun arttırılması hedeflenmiştir.

İç mekanlarda düşük solvent salınımlı yapı kimyasalları kullanılmıştır. Havalandırma kanal ağızları montaj sırasında korunmuştur ve operasyon öncesi havalandırma sistemi çalıştırılarak tozdan arındırılmıştır. Böylece solunum yolu ile duyulabilecek rahatsızlıkların önüne geçilebilecektir.

İç mekanlara verilen taze hava oranları ASHRAE 62.1.2010 standardına göre arttırılmıştır. ASHRAE 55 standardına uygun olan iç ortam termal konfor koşulları dikkate alınmıştır ve otomasyon kontrolü sağlanarak hem enerji tasarrufu hem de iç yaşam kalitesinin arttırılması hedeflenmektedir.

Mahallerin ve çalışma alanlarının yüzey yansıtıcılık değerlerine, armatürlerin ışık rengi ve yönlendirme özelliklerine, iç mekan aydınlatma konforunun arttırılabilmesi için yapılan analizler sonucu karar verilmiştir. Buna ilave olarak, bina tasarımında iç mekan yerleşimi planlanırken sık kullanılan alanlardaki bina sakinlerinin gün ışığından ve manzara görüşünden optimum düzeyde faydalanmalarına olanak sağlayacak çözümlere yer verilmiştir.